Hayat Mucizelerle Dolu
Mucize bekleriz hepimiz..en sıkıntılı olduğumuz anlarda,huzursuz,bitkin ve çaresiz kaldığımızda.isteriz ki hayatın olağan akışının dışında bir şey olsun:para,iş,eş,çocuk;bir anda, bir gecede, bir günde 'tak' diye gelsin önümüze...oysa bunlara sahip olan insanlar için beklenen bir mucize değildir bu.O halde biz nasıl bir mucize bekliyoruz.O anda içinde bulunduğumuz durum en sıradan şeyleri bile bir mucize olarak görmemize neden olur.Sorun bir şeylerin olmaması ya da eksikliği değil ,bizim içinde olduğumuz durumu algılama biçimimiz.hayatın bize öğrettiği yargılara bağlı olarak ksrşı karşıya kaldığımız durumları pozitif ya da negatif algılamamızdır sorun.Paran varsa zenginsindir yoksa fakir,beğeniliyorsan güzelsindir beğenilmiyorsan çirkin,matematiğin iyise zekisindir değilse aptal,üniversite bitirdiysen bilgilisindir,okumadıysan cahil..uzar gider bu çatışma ve zıtlıklar.Oysa yaşam bu zıtlıklar üzerine kuruludur.İyi düşünün!Evrensel sistem çatışmaların bir ürünüdür.Düşünün ki her şey birbirinin aynı,herkes aynı şartlarda yaşıyor;herkes mutlu ,herkes zengin,herkes iyi..Böyle bir dünyada kim gerçekten yaşamayı isterdi.Mücadele nerede o zaman,liyakat nerede,cesaret nerede,başarı nerede bunların verdiği haz ve huzur nerede?Hayata anlam katan,dinamik katan unsurlar yoksa yaşamak denen şeyin manası ve özel oluşu nerede ?Lütfen iyi düşünün!Tılsımı burada işin.Oysa bu yarışa hepimiz eşit başladık hepimiz boş birer kaptık öncesinde.sonra hepimize birer bahçe verdiler(kalp) ve ekelim diye her türden bitkinin tohumunu sonra bize birer gemi verdiler(beden) taşıyalım diye türlü çeşit canlı ,sonra bize gökyüzü verdiler(akıl) ve sonsuz sayıda yıldız,güneş ,ay.hangimiz bunlardan mahrumuz.Sonra bize bir irade verildi bunları dilendiği gibi kullan,ister bol bol harca ister tasarruf et.hepsi senin dendi.Sonra belli bir zaman verildi(Ömür).Bu zaman zarfı içinde sana verilenlerden en sevdiğin yemeği çıkar,en sevdiğin hayvanı besle,en sevdiğin yıldızlarla donat gökyüzünü.Sonra İnsan doğdu;önce sustu,dinledi,baktı,duydu sadece seyretti.Çünkü bunları nasıl yapacağını bilmiyordu ondan önce bunu yapanlardan öğrenmesi gerekiyordu.Annesi babası nenesi dededi abisi ablası teyzesi halası amcası komşu teyzesi.Tüm cevaplar ve bilgi onun için dışarıdaydı.Onları seyretti,gözlemledi ve bir mıknatıs gibi çekti onların aslında kendilerine has bilgilerini.Oysa hiçbiri ona ait değildi; annesinin en çok sevdiği yemeği en iyi yemek zannetti,babası köpekten korktuğu için köpekleri sevemedi,abisi sıcağı sevmediği için yaz mevsimini değil kışı sevdi.Oysa sen bulgur değil pirinç pilavını seviyordun,kedilerden çok köpekleri seviyordun aslında kışı değil en çok yazı seviyordun ama bilmedenin,bilemedin çünkü hep dışarıya baktığın için cevapları da orada aradın.Kendine ait olanın ,istediğin ve sevdiğin şeyin ne olduğunu bilmeden yıllarca yaşadın.Kendi gerçeğini hatırlayıp ona göre yaşamak arzsuna düşünce eleştirildin,kınandın,horlandın ve ayıplandın.Sana bir isim bir de kimlik verdiler ama sen hiçbir zaman sana doğmazdan evvel verilen malzemelerden bir yemek yani kimlik çıkarmana izin vermediler.Her şeyi hazır aldın ,çevrenin istediği kalıba girdin ,onların onayına tabi bir yaşam içinde sıkışıp kaldın.Pazara gitmene,ocağın başına geçmene,doğayı kucaklamana,gökyüzüne bakmana izin vermediler ki. ne istediğini ve ne aradığını bilesin.Hep bakışları üzerindeydi ve hep onaya ihtiyacın vardı çünkü böyle öğrendin.Ben buyum diyemeden büyüdün.Sen aradığını bulamamış bir neslin kendini tatmin ve tazmin etme dürtüsünü beslediği bir denek olmaktan öte gidemedin.
Sen ,ben,o ..Bu tanımların hepsi bir yanılgı, tek hakikat bu yanılgıdan ve yargılardan sıyrılıp "biz" in içinde bir'lenen bir öz olabilmek ve varlığın içinde var olmanın mucizesini yaşayabilmek..
Çünkü hayat güzel ,hayatı anlayana yaşamak güzel ,çünkü her şey bizim için ve bize dair.